|
vDUNYA UZERINDE ONEMLI BOGAZLAR VE KANALLAR
DÜNYA ÜZERİNDE ÖNEMLİ BOĞAZLAR VE KANALLAR İSMİ | İstanbul Boğazı | Çanakkale Boğazı | Cebeli Tarık Boğazı | Bab-ül mendep boğazı | Hürmüz boğazı | Messina boğazı | Bering boğazı | Macellan Boğazı | Malakka boğazı | Sonde Boğazı | Dover Boğazı | Kiel Kanalı | Panama Kanalı | Suveyş Kanalı |
KONUMU | Karadeniz - Marmara Denizi arası | Marmara - Ege | Akdeniz – Atlas Okyanusu Arasında | Kızıl denizi Umman denizine (hint oky ) bağlar. | Basra Körf. Umman D. (hint oky) bağlar | Tren Denizi- Yunan Denizi | Bering Denizi- Kuzey Buz Denizi | Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus | Sumatra adası ile Malakka (Endonezya-Malezya) | Sumatra adası ile Cava Adası arası(Endonezya) | Manş Denizi . İngiltere-Fransa arasındadır. | Baltık Denizini kuzey denize bağlar | Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus | Akdeniz-kızıl deniz |

İki kara arasında kalan dar deniz. Boğazlar çeşitli genişlikte olur. İstanbul boğazı gibi dar olanları (550 - 3300 metre) olduğu gibi Bass Boğazı gibi (224 kilometre) pek geniş olanlar, vardır. Dünyanın çoğu denizlerle kaplı olduğundan türlü memleket arasındaki gidip gelmelerde su yolları önemli bir yer tuttuğundan, boğazlar da çeşitli suyollarının birleştiği işlek yerler olmuş, ticaret ve siyaset bakımından önem kazanmışlardır. Yer yüzünde birçok boğazlar vardır. İSTANBUL BOĞAZI:İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren su yoluna verilen isim. İstanbul'un Rumeli (Avrupa) ve Anadolu (Asya) yakalarını birbirinden ayırır. Uzunluğu düz olarak 30 kilometredir. Girintileri ve çıkıntıları hesaba katılınca kıyılarının uzunluğu ortaya çıkar. 
Rumeli yakasında Rumeli Feneri'nden Haliç kıyılarını dolaşarak Ahır kapı Feneri'ne kadar olan uzunluğu 55 kilometre, Anadolu yakasında Anadolu Feneri ile Kız Kulesi arasındaki uzunluğu 35 kilometre, Selimiye önündeki Kayak Burnu'na kadar olan uzunluğu 36 kilometredir. İstanbul Boğazı'nın en geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında 3600 metre, en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında 760 metredir. Boğazın en derin yeri Bebek ile Kandilli arasında 120 metredir.
İstanbul Boğazı'nda su yüzünde Karadeniz'den Marmara'ya, su altında Marmara'dan Karadeniz'e akıntılar vardır. Su yüzeyinde yer yer ters akıntılar da görülür. İstanbul Boğazı üzerinde 1973 yılında hizmete açılan 1073 metre boyundaki Boğaziçi Köprüsü ve 1986 yılında hizmete giren 1090 metre boyundaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü iki yakayı birbirine bağlamaktadır. Boğazı alttan geçecek Marmara ray projesinin 2013'te tamamlanması beklenmektedir. ÇANAKKALE BOĞAZI:Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km'dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m,en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m'dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara'ya akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır. İşte Boğazın dar olması, Boğaz sularında ters bir akıntı olması ve Boğazın çevresinde yer. yer kıvrımlı dağ kütlelerinin olması; Boğazın savunulmasını kolaylaştırmıştır ve geçilmesini zorlaştırmıştır. 
Kaynak: www.baktabul.com/resim-bolumu/70371-yeryuzunu...
Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.
Çanakkale savaşları 3 Kasım 1914'te İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Ertuğrul,Seddülbahir, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaları ile Osmanlı Devletine resmen savaş ilan edilmeden başlamıştır. İngiltere ve Fransa'nın resmen savaş ilan etmeleri 5Kasım1914'te olmuştur. Böylece 1. Dünya savaşının en önemli ve en kanlı savaş cephesi açılmıştır.
Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan nedenler şunlar olmuştur: Türkiye'nin Süveyş Kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek,savaşa katılmakta tereddüt eden Bulgaristan'ı Almanya'ya kaptırmadan İtilaf Devletleri yanında savaşa sokmak,İstanbul'u ele geçirerek Müslüman dünyasını etki altına sokmak ve halifenin ilan ettiği Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.

Kaynak:http://okulweb.meb.gov.tr/31/10/154708/canakkale.jpg
Vatanı, namusu, dini için İmparatorluğunun dört bir yanından (Trablusgarp, Cezayir, Şam, Kudüs; Üsküp, Işkodra, Selanik, Silstre)gelen kahramanlarımız Çanakkale'de göğüs, göğüse burun buruna çarpışmışlardır. Anadolu'da ortalama her üç evden biri Çanakkale savaşlarına katılmıştır.Çanakkale savaşlarından ilki olan Deniz harekatı 19 şubat 1915'te başlayıp 27 gün sürmüştür. Deniz Harekatında büyük kayıplar veren işgal kuvvetleri boğazı geçemeyeceklerini anlayarak 25 Nisan 1915'ten itibaren Gelibolu yarımadasında Kara harekatını başlatmışlardır. 260 gün süren bu saldırılarda da başarısız olmuşlar ve büyük kayıplar vererek Çanakkale'yi terk etmek zorunda kalmışlardır. Çanakkale savaşlarına İtilaf devletleri önceleri küçük çapta kuvvet göndermişler fakat bunların çok yetersiz olduğunu anlayınca bu sayı 500. 000'e kadar çıkmıştır. 400. 000bin İngiliz,79. 000 Fransız askeri bu savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda İngilizlerin kaybı 115. 000 ölü,yaralı ve kayıp,90. 000memlektine gönderilen hasta. Fransızlar ise 47. 000 kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı ise;şehit,yaralı,ve hasta olmak üzere toplam olarak yaklaşık252. 300 ü bulmuştur. Gerçektende 8,5 ay süren Çanakkale Kara savaşları daracık toprak parçası üzerinde ve kötü arazi koşullarında burun buruna göğüs, göğüse çok zor koşullarda başlamış ve devam etmiştir. Bu sebeple çok kanlı ve kıyıcı sahneler yaşanmıştır. Türklerin bu kadar kayıp vermelerinin sebebi,düşman donanmasının gece gündüz hiç eksilmeyen o korkunç bombardımanının büyük rolü olmuştur. Çanakkale zaferi Türk ve dünya Tarihinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Çanakkale de dünya imparatorluğuna soyunmuş yeryüzünü tek elden yönetmek amacıyla yola çıkmış İngiliz Krallığını büyümesi durdu. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun bir süre sonra üzerindeki güneş batar hale geldi. Türklerin dünya hakimiyetinde hala varolduğunu ve büyük bir millet olduğunu dünya bir kez daha anlamıştır. En önemlisi Avrupa'nın şark meselesi projesi Çanakkale Zaferi sebebiyle yok olmuştur. CEBELİTARIK BOĞAZININ ÖZELLİKLERİ: Derin bir boğaz olan Cebelitarık'ın en sığ yeri 324 metredir. Boğazın yüzünde batıdan doğuya doğru giden kuvvetli bir akıntı vardır. Boğazın iki kıyısı da sarp ve kayalıktır. Kıyıdaki dar alçak araziler Cebelitarık Kayası ile çevrilidirler. Cebelitarık'ın iklimi Akdeniz iklimi'dir, kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer. 
Kaynak:cografyadunyasi.8m.net/ulkeler/ispanya.htm
En alçak noktası: Akdeniz 0 m;En yüksek noktası: Cebelitarık Kayası 426 m.'dir.Cebeli Tarik, batidaki adiyla Gibraltar; Atlas Okyanusu ve Akdenizi birlestiren 60 km uzunlugundaki bogazin, ayni zamanda Avrupa'nin en guney ucunda bulunan, Afrika' ya 44 km uzaklikta, Ispanya'ya komsu Ingiliz somurgesi kucuk ulkenin adi.

Kaynak:cografyadersanesi.blogcu.com
Cebeli Tarik, adini Endulus'un buyuk kumandani Tarik bin Ziyad'dan aliyor. Kelime anlami Tarigin dagi demek. Neden bogaz degil de dag? Bunun sebebi hikmeti de, kiyidaki sarp kayalik: "Rock of Gibraltar". Gibraltar, Endulus'un dusmesi ile birlikte 1462 de Ispanyollarin eline gecmis. Burasi simdi Ingiltere somurgesinde kucuk bir ulke. BABÜL-MENDEP BOĞAZI
 Kaynak: http://www.ansiklopedim.info/resimler/buyuk/cibu_s.jpg
Kızıldeniz'i Hint okyanusuna (Aden Körfezi) bağlayan 32 km uzunluğundaki boğaz yemen ile somali kıyıları arasındadır.Boğazın Arabistan yarımadası kıyısına düşen bölümü 1. dünya savaşına kadar Osmanlı kontrolünde idi.Stratejik önemi yüksek olan boğaz Perim adasından (Yemen) denetlenir.
HÜRMÜZ BOĞAZI :

Kaynak: www.cografyadersanesi.blogcu.com
Sıcak suları Hürmüz Boğazı kanalıyla Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na karışır. Kuzeydoğuda Şattülarab (Ervend) ırmağı ağzından başlayan ve Güneydoğuda Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan Basra Körfezi'nin uzunluğu yaklaşık olarak 805 km’dir. Genişliği yaklaşık 280 km. derinliği ise ortalama 40-50 m arasında değişmektedir. Derinliğin en fazla olduğu ve 100 metreye ulaştığı yer Hürmüz Boğazı'dır.1980 ile 1988 arasında süren İran-Irak Savaşı'nın odak noktasıdır. 1991 yılında Körfez Savaşı'nda temel olmuştur.
MESSİNA BOĞAZI:
 Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Messina_Bo%C4%9Faz%C4%B1
Messina Boğazı Sicilya adasını İtalya'nın güneyindeki Calabria bölgesinde ayıran boğazdır. En dar noktasında genişliği 3,3 kilometredir.
 Kaynak:cografyadersanesi.blogspot.com/2008/05/dnyada...
Messina Boğazı' üzerinde bulunan önemli liman şehirleri Sicilya adasındaki Messina ve ana kıtada bulunan Reggio di Calabria'dır. BERİNG BOĞAZI: Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası (169° 44' W) ile Amerika 'nın en batı noktasi (168° 05' W) arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD (Alaska) arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir.
 Kaynak:www.aksam.com.tr
Boğaz yaklasik 92 km genişliğinde, 30 - 50 m derinliğindedir ve kuzeyindeki Chukchi Denizi (Arktik Okyanusu) ile güneyindeki Bering Denizi'ni (Büyük Okyanus) birbirine bağlamaktadır. 1648 yılında Semyon Dezhnev tarafından geçildiği kabul edilmesine rağmen; ismini boğazı 1728 yılında geçen Rus asıllı Danimarkalı kaşif Vitus Bering'den almıştır.
 Kaynak:www.insaatdergisi.com/dekorasyon_sibiryaalask...
Buzul çağı sırasında boğazın bir kara köprüsü vazifesi gördüğü bilinmektedir. Bazı bilimadamları, bu çağlarda suların büyük kısmının buzula dönüşerek deniz seviyesini düşürdüğüne ve daha fazla kara parçasını göz önüne çıkardığına inanmaktayken; bazıları da boğazın tamamen donduğunu, böylelikle insanlarla hayvanların üzerinden geçmesinin mümkün olduğuna inanmaktadır.
MACELLAN BOĞAZI: Macellan Boğazı, Güney Amerika'nın en güneyinde Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'una bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadaları'nı ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Macellan Boğazı'nın uzunluğu 686 km, genişliği 4 ila 37 km'dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punta Arenas'tır. 
Kaynak: www.etutodasi.biz/showthread.php?t=17098
Macellan Boğazı, Panama Kanalı'nın inşaasından önce çok büyük öneme sahip olsa da, hâlâ birçok gemi tarafından kullanılır. Fırtınalı güney kuşağında yer alan boğaz, tehlikeli bir su yolu olarak kabul edilir. Su seviyesindeki gelgitten oluşan oluşan farklılıklar, Patagonya'da hüküm süren kuvvetli rüzgârlar, kuvvetli akıntı ve dalgalara yol açar.
MALAKKA BOĞAZI: Malakka Boğazı, Malezya Yarımadası (Batı Malezya) ve Endonezya'ya bağlı Sumatra adası arasında 805 kmuzunluğunda dar bir boğazdır.

Kaynak:ejje.blogcu.com/dunya-uzerinde-onemli-bogaz-v...
Ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında Malakka Boğazı dünyanın en önemli deniz yollarından biri olup, Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı´nın bir eşdeğeridir. Boğaz Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında ana denizyolu pasajını oluşturmakla, aynı anda dünyanın en kalabalık 3 ülkesi olan Hindistan, Endonezya ve Çin´i deniz yoluyla bağlılığını sağlamaktadır. Bununla kalmayıp yörenin en gelişmiş Ticaret Devlerini; Japonya, Güney Kore ve Tayvan´ı uluslararası ticarete bağlar. DOVER BOĞAZI: Büyük Britanya adasının Avrupadan ayıran dar boğaz. Uzunluğu 185, en dar yeri 31 kilometredir. Bu boğaza Fransızlar Pasde-Clais adını vermişlerdir.

Kaynak:www.baktabul.com/cografya/68559-mans-denizi.html
Boğazın doğusunda Kuzey denizi, batısında Manş denizi bulunur. Çok eskiden beri, askerî ve iktisadî bakımdan büyük değer taşıyan bir boğazdır. KİEL KANALI: Baltık Denizinde ulaşım açısından önem taşır. Kuzey Denizinde Elbe Irmağı ağzındaki Brünsbüttelkoog'dan, doğuda Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında yer alan Holtenau'ya kadar 98 km uzanır. İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur. Genişliği 103 m, derinliği 11 m olan kanalın üzerinde yaklaşık 42 m yükseklikte yedi köprü bulunur. Kanal, 1887-95 arasında, kuzeye gidecek savaş gemilerine kestirme bir yol sağlamak amacıyla yapıldı. Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı. 1907-14 arasında genişletilerek büyük savaş gemilerinin geçişine elverişli hale getirildi. O dönemde adı Kaiser-Wilhelm olan kanal, I. Dünya Savaşı öncesinde Alman hükümetine aitti. 28 Haziran 1919'da imzalanan Versailles Antlaşması ile uluslararası statü kazandı, ama yönetimi Almanlarda kaldı. Kanal trafiği, yalnızca genel polis, ulaşım, sağlık ve gümrük kurallarına uygun biçimde işleyecekti. Adolf Hitler 1936'da bu hükümleri tanımadığını ilan etti. II. Dünya Savaşı'ndan sonra kanal Schleswig-Holstein eyaletinde {Land) kaldı ve seyrüsefer özgürlüğü tanıyan Versailles Antlaşması koşulları yeniden uygulamaya kondu. PANAMA KANALI: Panama Kanalı, Orta Amerika'nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'unu birbirine bağlayan su yolu.

Kaynak:necipkoni.tr.gg/-PANAMA-KANALI--k1-Orta-Ameri...
Kanalın yapımı,tarihin en büyük ve en zor mühendislik projelerinden bir olmuştur. Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir.

Kaynak:ateius.blogspot.com/2008/07/panama-kanal-pana...
Panama'da bir kanal inşa etme fikri 1500'lü yıllara kadar giderse de, ilk ciddi çalışmalar, Fransızların öncülüğünde 1880'de başlamış fakat bir sonuç vermemiştir. İnşaat ABD tarafından tamamlanmış ve kanal 1914'te hizmete açılmıştır. 77 kilometre uzunluğundaki kanalın yapımı sırasında, sıtma ve sarı humma gibi hastalıklardan büyük toprak kaymalarına kadar her türlü güçlükle karşılaşılmış ve yaklaşık 27.500 kanal çalışanı bu süreçte can vermiştir.
Bugün New York'tan San Francisco'ya giden bir geminin, Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır.Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir. SÜVEYŞ KANALI: Süveyş Kanalı (Arapça: قناة السويس, Okunuşu: Qanā al-Suways). Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay suyoludur. Sina Yarımadası'nın batısındadır. 163 kilometre uzunluğunda ve en dar yerinde 300 metregenişliğindedir. Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar.  Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif
Dünya'nın önemli kanallarından birisi arasında yer alır.Eski gemiciler ticarette çok uzun yol ve mesafe kat ettikleri için böyle bir kanal yapma gereksiniminde bulunmuşlardır.Süveyş Kanalı'nın açılmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun da büyük önemi vardır.Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km uzunluğunda yapay suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişmektedir. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km lik bir yan geçit açılmıştır.

Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif
Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır.Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.
|
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
Firavunlar dönemine dayanan bir hayalin gerçeğe dönüşmesidir Süveyş Kanalı. İnsanoğlunun zaman ve özellikle ticarette tasarruf etme isteği eski çağlara kadar dayanır. Eski gemiciler tarafından Akdeniz ve Kızıldeniz arasında yapılan ticari yolculuklar için uzun mesafeleri can ve mal kayıplarıyla kat etmeleri, zamanla daha kısa bir yol arayışına girmelerine neden olmuştur. Kanal inşaatı. kaynak:www.wikidia.info/tr/wiki/Kanal.html Bugün Mısır halkının Piramitler ve Nil Nehri kadar önemsediği ve ulusal bir sembol haline getirdiği Süveyş Kanalı'nın aynı zamanda dünya ticaretine yaptığı katkı da unutulmamalı.  Kanaldan geçen ilk gemiler. upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/... İlk kez M.Ö Firavunlar döneminde çalışmalarına başlanmış ancak tamamlanamamıştır. Daha sonra Yunanlıların ve Arapların da yarım bıraktıkları kanal çalışmalarında Osmanlılar döneminde Yavuz Sultan Selim, II.Selim ve III.Mustafa Han'ın da önemli payları olmuştur. Napoleon Bonaparte'ın 1798 seferinde iki denizi, bir kanal açarak birleştirme isteği insanın düşünme gücünün resmedilmesinde ki somut bir adım olmuştur. O zaman ki imkanlarla mühendisler; Akdeniz ile Kızıldeniz arasında ki dokuz metrelik su seviye farkının böyle bir kanalın yapımını olanaksız kılacağını ileri sürdüler. 1854 yılında Ferdinand Vicomte de Lesseps tarafından çizilen projeyi uygulamak amacıyla Compagnie Universelle du Canal Maritime de Suez kurulmuştur. 1861 yılında başlayan çalışmalar 1869 'da tamamlandı ve aynı yıl kanal açıldı. 1869 yılında kanalın yönetimi Mısır hükümeti tarafından 99 yıllığına uluslararası bir şirkete devredildi. 1875 'te İngilizler kanalın %44'üne sahip oldu. Yaklaşık 87 yıl boyunca uluslararası bir kimlik taşımış olan Süveyş Kanalı, 1956 yılı Temmuz ayında bütünüyle Mısır'ın yönetimine geçmişti. 1956 yılında Mısır hükümeti tarafından millileştirildi. Ancak 1948 ile 1975 yılları arasında İsrail gemilerinin geçişine izin verilmedi; 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı'nın ardından ise 1975 yılına kadar, tam sekiz yıl boyunca bütün geçişlere kapalı tutuldu. 1975 yılında kalıntı ve mayınlardan temizlenerek yeniden açılan kanal, 1980 yılına kadar süren bir çalışmayla genişletildi.  www.uted.org/dergi/2006/ekim/suveys.htm Açılışından bu yana 1 milyonu aşkın geminin ve 12 milyar tonu aşkın yükün geçiş yaptığı kanal bütün bu zaman boyunca 30.5 milyar Amerikan Doları gelir sağlamış durumda... Şu an 25.000 gemiyi aşan yıllık geçiş kapasitesiyle, toplam dünya ticaretinin %14'ü Süveyş Kanalı'ndan geçiyor. Petrol ihracatında ise %26 gibi yüksek bir orana hizmet ediyor. Yine Arap Yarımadası'ndaki limanlara ulaşan toplam yük ve kargonun %41'i buradan geçiyor. Suudi Arabistan'ın Cidde Limanı ile Karadeniz'de ki Köstence Limanı arasındaki mesafe Ümit burnu üzerinden 11771 mildir. Süveyş kanalı üzerinden ise 1698 mildir. Böylece mesafe %86 oranında kısalır. Hollanda'nın Rotterdam Limanından Japonya'nın Tokyo Limanına giden bir geminin alacağı yol %23 oranında kısalır. Afrika sahilinden dolaşması ile kıyaslanırsa, deniz yoluyla yapılan dünya ticaretinin %7'si Süveyş kanalından yapılır. Bu ticaretin %35'i Kızıldeniz ve Arap Körfezi limanlarından yüklenir. %20'si Hint ve Güneydoğu Asya Limanları ve %39'u Uzakdoğu bölgesinden yapılır.  www.uted.org/dergi/2006/ekim/suveys.htm Mısır Hükümeti kanalın teknoloji ve kapasitesini, gelişen dünya ticaretine ve artan ulaşım gereksinimlerine paralel biçimde yükseltmeye büyük özen gösteriyor.  Birleştirdiği denizler arasında önemli bir su seviyesi farkı olmadığından kanalda kapak ve kilit sistemi bulunmamakta ve kanalın gerektiğinde genişletilmesi ya da derinleştirilmesinde herhangi bir teknik zorluk da söz konusu olmamaktadır. Gemi Trafik Yönetim Sistemi, elektronik sistem ve radar ağı sistemlerinin bulunduğu kanal da kaza oranı neredeyse sıfır olup seferler gece ve gündüz de yapılabilmektedir. Sefer yapan büyük tankerler için barınma imkanına da sahiptir. Şu anda yapılan çalışmalarda kanalın, 2010 yılında 72 feet (21.88 metre) su çekme kapasitesine sahip gemilerin geçişini yapabilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, 360.000 tonluk kapasiteye sahip gemiler bile kanaldan rahatlıkla geçebilecek. Günümüzde askeri olmayan yük gemileri de kanaldan transit olarak geçiş yapabilmekteler. Kaynak: |
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 2 ETKIMLIKLER
LİSE-2- ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI SAYFA 158-159 1-Ulaşım şartlarının iyi olması,önemli kavşak noktasında bulunması,ticaret potansiyelinin yüksek olması,sanayi faaliyetlerinin yoğunluk kazanması,önemli bir hammadde bölge olması,turizm, nüfus gibi faktörler etkili olabilir. 2-Ulaşım şartları bakımından önemli bir geçiş bölgesi olması ,Önemli ticaret yolları üzerinde bulunması etkili olmuştur. 3-Vadi tabanları su kaynakları bakımından zengindir.Bununla beraber geniş tarım arazilerinin varlığı toplu yerleşmeyi desteklemiştir.Örneğin Ege bölgesi verilebilir,bölgede yağış rejimi düzensiz su kaynakları yeterli tarım arazileri geniş düzlükler boyunca bir aradadır ,bu da toplu yerleşmeyi destekler. 4-Ülkemizin denize kıyısı olmasaydı nüfus dağılışında farklılıklar görülürdü .Kıyı kesimlerde denizelliğe bağlı olarak yoğunlaşan nüfus bu imkanı bulamayacağı için iç kesimlerdeki yada bulunduğu alanlardaki vadi ve ova tabanlarında iklimin elverişli olabileceği alanlara doğru yayılış gösterecekti. Kıyı ile iç kesimler arasında şu an ki kadar büyük farklar oluşmayacaktı. 5-Fay hatlarının geçtiği alanlar ülkemizde verimli ova tabanlarına yakın noktalardır.Buralar deprem düşünülmediği takdirde yaşam koşulları olarak son derece elverişli noktalardır.Bu nedenle nüfus yoğundur. 6-Köy altı yerleşmeleri oluşturan başlıca sebepler: 1.Kalabalık ailelerden kaçarak bağımsız yaşama isteği, 2.Aileler arasında çıkan anlaşmazlıklar, 3.Tarım arazilerinin yetersiz ve birbirinden uzakta olması, 4.Hayvanlarına otlak ve barınak temini, 5.Devlete ait arazilerin özellikle orman alanlarının toprak kazanmak amacıyla yerleşme yapılması. 7-İklim ve yerşekilleri söylenebilir.Bir ülke düşünün iklim şartları genel olarak çok fazla farklılık göstermeyen ılıman koşullar taşıyan ,yerşekilleri bakımından sade yükseltisi az ikisi birleşince yerleşmeye son derece elverişli alanlar oluşturacak ve şu an ülkemizdeki tarzda farklılıklar oluşmayacak. BOŞLUK DOLDURMA SORULARI 1-İdari fonksiyonu 2-Su ve yerşekillerinin 3-Toplu yerleşme 4-Kıyıya paralel uzanmasının 5-Sıcaklık 6-Uygun iklim şartları DOĞRU YANLIŞ SORULARI 1-D 2-D 3-Y 4-Y 5-Y 6-D 7-D TEST SORULARI 1-A 2-D 3-C 4-A 5-C 6-C 7-E 8-C 9-D |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
NEHIRLER VE AKAR SULAR
DÜNYA ÜZERİNDE ÖNEMLİ BOĞAZLAR VE KANALLAR İSMİ | İstanbul Boğazı | Çanakkale Boğazı | Cebeli Tarık Boğazı | Bab-ül mendep boğazı | Hürmüz boğazı | Messina boğazı | Bering boğazı | Macellan Boğazı | Malakka boğazı | Sonde Boğazı | Dover Boğazı | Kiel Kanalı | Panama Kanalı | Suveyş Kanalı |
KONUMU | Karadeniz - Marmara Denizi arası | Marmara - Ege | Akdeniz – Atlas Okyanusu Arasında | Kızıl denizi Umman denizine (hint oky ) bağlar. | Basra Körf. Umman D. (hint oky) bağlar | Tren Denizi- Yunan Denizi | Bering Denizi- Kuzey Buz Denizi | Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus | Sumatra adası ile Malakka (Endonezya-Malezya) | Sumatra adası ile Cava Adası arası(Endonezya) | Manş Denizi . İngiltere-Fransa arasındadır. | Baltık Denizini kuzey denize bağlar | Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus | Akdeniz-kızıl deniz |

İki kara arasında kalan dar deniz. Boğazlar çeşitli genişlikte olur. İstanbul boğazı gibi dar olanları (550 - 3300 metre) olduğu gibi Bass Boğazı gibi (224 kilometre) pek geniş olanlar, vardır. Dünyanın çoğu denizlerle kaplı olduğundan türlü memleket arasındaki gidip gelmelerde su yolları önemli bir yer tuttuğundan, boğazlar da çeşitli suyollarının birleştiği işlek yerler olmuş, ticaret ve siyaset bakımından önem kazanmışlardır. Yer yüzünde birçok boğazlar vardır. İSTANBUL BOĞAZI:İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren su yoluna verilen isim. İstanbul'un Rumeli (Avrupa) ve Anadolu (Asya) yakalarını birbirinden ayırır. Uzunluğu düz olarak 30 kilometredir. Girintileri ve çıkıntıları hesaba katılınca kıyılarının uzunluğu ortaya çıkar. 
Rumeli yakasında Rumeli Feneri'nden Haliç kıyılarını dolaşarak Ahır kapı Feneri'ne kadar olan uzunluğu 55 kilometre, Anadolu yakasında Anadolu Feneri ile Kız Kulesi arasındaki uzunluğu 35 kilometre, Selimiye önündeki Kayak Burnu'na kadar olan uzunluğu 36 kilometredir. İstanbul Boğazı'nın en geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında 3600 metre, en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında 760 metredir. Boğazın en derin yeri Bebek ile Kandilli arasında 120 metredir.
İstanbul Boğazı'nda su yüzünde Karadeniz'den Marmara'ya, su altında Marmara'dan Karadeniz'e akıntılar vardır. Su yüzeyinde yer yer ters akıntılar da görülür. İstanbul Boğazı üzerinde 1973 yılında hizmete açılan 1073 metre boyundaki Boğaziçi Köprüsü ve 1986 yılında hizmete giren 1090 metre boyundaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü iki yakayı birbirine bağlamaktadır. Boğazı alttan geçecek Marmara ray projesinin 2013'te tamamlanması beklenmektedir. ÇANAKKALE BOĞAZI:Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km'dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m,en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m'dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara'ya akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır. İşte Boğazın dar olması, Boğaz sularında ters bir akıntı olması ve Boğazın çevresinde yer. yer kıvrımlı dağ kütlelerinin olması; Boğazın savunulmasını kolaylaştırmıştır ve geçilmesini zorlaştırmıştır. 
Kaynak: www.baktabul.com/resim-bolumu/70371-yeryuzunu...
Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.
Çanakkale savaşları 3 Kasım 1914'te İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Ertuğrul,Seddülbahir, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaları ile Osmanlı Devletine resmen savaş ilan edilmeden başlamıştır. İngiltere ve Fransa'nın resmen savaş ilan etmeleri 5Kasım1914'te olmuştur. Böylece 1. Dünya savaşının en önemli ve en kanlı savaş cephesi açılmıştır.
Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan nedenler şunlar olmuştur: Türkiye'nin Süveyş Kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek,savaşa katılmakta tereddüt eden Bulgaristan'ı Almanya'ya kaptırmadan İtilaf Devletleri yanında savaşa sokmak,İstanbul'u ele geçirerek Müslüman dünyasını etki altına sokmak ve halifenin ilan ettiği Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.

Kaynak:http://okulweb.meb.gov.tr/31/10/154708/canakkale.jpg
Vatanı, namusu, dini için İmparatorluğunun dört bir yanından (Trablusgarp, Cezayir, Şam, Kudüs; Üsküp, Işkodra, Selanik, Silstre)gelen kahramanlarımız Çanakkale'de göğüs, göğüse burun buruna çarpışmışlardır. Anadolu'da ortalama her üç evden biri Çanakkale savaşlarına katılmıştır.Çanakkale savaşlarından ilki olan Deniz harekatı 19 şubat 1915'te başlayıp 27 gün sürmüştür. Deniz Harekatında büyük kayıplar veren işgal kuvvetleri boğazı geçemeyeceklerini anlayarak 25 Nisan 1915'ten itibaren Gelibolu yarımadasında Kara harekatını başlatmışlardır. 260 gün süren bu saldırılarda da başarısız olmuşlar ve büyük kayıplar vererek Çanakkale'yi terk etmek zorunda kalmışlardır. Çanakkale savaşlarına İtilaf devletleri önceleri küçük çapta kuvvet göndermişler fakat bunların çok yetersiz olduğunu anlayınca bu sayı 500. 000'e kadar çıkmıştır. 400. 000bin İngiliz,79. 000 Fransız askeri bu savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda İngilizlerin kaybı 115. 000 ölü,yaralı ve kayıp,90. 000memlektine gönderilen hasta. Fransızlar ise 47. 000 kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı ise;şehit,yaralı,ve hasta olmak üzere toplam olarak yaklaşık252. 300 ü bulmuştur. Gerçektende 8,5 ay süren Çanakkale Kara savaşları daracık toprak parçası üzerinde ve kötü arazi koşullarında burun buruna göğüs, göğüse çok zor koşullarda başlamış ve devam etmiştir. Bu sebeple çok kanlı ve kıyıcı sahneler yaşanmıştır. Türklerin bu kadar kayıp vermelerinin sebebi,düşman donanmasının gece gündüz hiç eksilmeyen o korkunç bombardımanının büyük rolü olmuştur. Çanakkale zaferi Türk ve dünya Tarihinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Çanakkale de dünya imparatorluğuna soyunmuş yeryüzünü tek elden yönetmek amacıyla yola çıkmış İngiliz Krallığını büyümesi durdu. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun bir süre sonra üzerindeki güneş batar hale geldi. Türklerin dünya hakimiyetinde hala varolduğunu ve büyük bir millet olduğunu dünya bir kez daha anlamıştır. En önemlisi Avrupa'nın şark meselesi projesi Çanakkale Zaferi sebebiyle yok olmuştur. CEBELİTARIK BOĞAZININ ÖZELLİKLERİ: Derin bir boğaz olan Cebelitarık'ın en sığ yeri 324 metredir. Boğazın yüzünde batıdan doğuya doğru giden kuvvetli bir akıntı vardır. Boğazın iki kıyısı da sarp ve kayalıktır. Kıyıdaki dar alçak araziler Cebelitarık Kayası ile çevrilidirler. Cebelitarık'ın iklimi Akdeniz iklimi'dir, kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer. 
Kaynak:cografyadunyasi.8m.net/ulkeler/ispanya.htm
En alçak noktası: Akdeniz 0 m;En yüksek noktası: Cebelitarık Kayası 426 m.'dir.Cebeli Tarik, batidaki adiyla Gibraltar; Atlas Okyanusu ve Akdenizi birlestiren 60 km uzunlugundaki bogazin, ayni zamanda Avrupa'nin en guney ucunda bulunan, Afrika' ya 44 km uzaklikta, Ispanya'ya komsu Ingiliz somurgesi kucuk ulkenin adi.

Kaynak:cografyadersanesi.blogcu.com
Cebeli Tarik, adini Endulus'un buyuk kumandani Tarik bin Ziyad'dan aliyor. Kelime anlami Tarigin dagi demek. Neden bogaz degil de dag? Bunun sebebi hikmeti de, kiyidaki sarp kayalik: "Rock of Gibraltar". Gibraltar, Endulus'un dusmesi ile birlikte 1462 de Ispanyollarin eline gecmis. Burasi simdi Ingiltere somurgesinde kucuk bir ulke. BABÜL-MENDEP BOĞAZI
 Kaynak: http://www.ansiklopedim.info/resimler/buyuk/cibu_s.jpg
Kızıldeniz'i Hint okyanusuna (Aden Körfezi) bağlayan 32 km uzunluğundaki boğaz yemen ile somali kıyıları arasındadır.Boğazın Arabistan yarımadası kıyısına düşen bölümü 1. dünya savaşına kadar Osmanlı kontrolünde idi.Stratejik önemi yüksek olan boğaz Perim adasından (Yemen) denetlenir.
HÜRMÜZ BOĞAZI :

Kaynak: www.cografyadersanesi.blogcu.com
Sıcak suları Hürmüz Boğazı kanalıyla Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na karışır. Kuzeydoğuda Şattülarab (Ervend) ırmağı ağzından başlayan ve Güneydoğuda Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan Basra Körfezi'nin uzunluğu yaklaşık olarak 805 km’dir. Genişliği yaklaşık 280 km. derinliği ise ortalama 40-50 m arasında değişmektedir. Derinliğin en fazla olduğu ve 100 metreye ulaştığı yer Hürmüz Boğazı'dır.1980 ile 1988 arasında süren İran-Irak Savaşı'nın odak noktasıdır. 1991 yılında Körfez Savaşı'nda temel olmuştur.
MESSİNA BOĞAZI:
 Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Messina_Bo%C4%9Faz%C4%B1
Messina Boğazı Sicilya adasını İtalya'nın güneyindeki Calabria bölgesinde ayıran boğazdır. En dar noktasında genişliği 3,3 kilometredir.
 Kaynak:cografyadersanesi.blogspot.com/2008/05/dnyada...
Messina Boğazı' üzerinde bulunan önemli liman şehirleri Sicilya adasındaki Messina ve ana kıtada bulunan Reggio di Calabria'dır. BERİNG BOĞAZI: Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası (169° 44' W) ile Amerika 'nın en batı noktasi (168° 05' W) arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD (Alaska) arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir.
 Kaynak:www.aksam.com.tr
Boğaz yaklasik 92 km genişliğinde, 30 - 50 m derinliğindedir ve kuzeyindeki Chukchi Denizi (Arktik Okyanusu) ile güneyindeki Bering Denizi'ni (Büyük Okyanus) birbirine bağlamaktadır. 1648 yılında Semyon Dezhnev tarafından geçildiği kabul edilmesine rağmen; ismini boğazı 1728 yılında geçen Rus asıllı Danimarkalı kaşif Vitus Bering'den almıştır.
 Kaynak:www.insaatdergisi.com/dekorasyon_sibiryaalask...
Buzul çağı sırasında boğazın bir kara köprüsü vazifesi gördüğü bilinmektedir. Bazı bilimadamları, bu çağlarda suların büyük kısmının buzula dönüşerek deniz seviyesini düşürdüğüne ve daha fazla kara parçasını göz önüne çıkardığına inanmaktayken; bazıları da boğazın tamamen donduğunu, böylelikle insanlarla hayvanların üzerinden geçmesinin mümkün olduğuna inanmaktadır.
MACELLAN BOĞAZI: Macellan Boğazı, Güney Amerika'nın en güneyinde Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'una bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadaları'nı ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Macellan Boğazı'nın uzunluğu 686 km, genişliği 4 ila 37 km'dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punta Arenas'tır. 
Kaynak: www.etutodasi.biz/showthread.php?t=17098
Macellan Boğazı, Panama Kanalı'nın inşaasından önce çok büyük öneme sahip olsa da, hâlâ birçok gemi tarafından kullanılır. Fırtınalı güney kuşağında yer alan boğaz, tehlikeli bir su yolu olarak kabul edilir. Su seviyesindeki gelgitten oluşan oluşan farklılıklar, Patagonya'da hüküm süren kuvvetli rüzgârlar, kuvvetli akıntı ve dalgalara yol açar.
MALAKKA BOĞAZI: Malakka Boğazı, Malezya Yarımadası (Batı Malezya) ve Endonezya'ya bağlı Sumatra adası arasında 805 kmuzunluğunda dar bir boğazdır.

Kaynak:ejje.blogcu.com/dunya-uzerinde-onemli-bogaz-v...
Ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında Malakka Boğazı dünyanın en önemli deniz yollarından biri olup, Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı´nın bir eşdeğeridir. Boğaz Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında ana denizyolu pasajını oluşturmakla, aynı anda dünyanın en kalabalık 3 ülkesi olan Hindistan, Endonezya ve Çin´i deniz yoluyla bağlılığını sağlamaktadır. Bununla kalmayıp yörenin en gelişmiş Ticaret Devlerini; Japonya, Güney Kore ve Tayvan´ı uluslararası ticarete bağlar. DOVER BOĞAZI: Büyük Britanya adasının Avrupadan ayıran dar boğaz. Uzunluğu 185, en dar yeri 31 kilometredir. Bu boğaza Fransızlar Pasde-Clais adını vermişlerdir.

Kaynak:www.baktabul.com/cografya/68559-mans-denizi.html
Boğazın doğusunda Kuzey denizi, batısında Manş denizi bulunur. Çok eskiden beri, askerî ve iktisadî bakımdan büyük değer taşıyan bir boğazdır. KİEL KANALI: Baltık Denizinde ulaşım açısından önem taşır. Kuzey Denizinde Elbe Irmağı ağzındaki Brünsbüttelkoog'dan, doğuda Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında yer alan Holtenau'ya kadar 98 km uzanır. İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur. Genişliği 103 m, derinliği 11 m olan kanalın üzerinde yaklaşık 42 m yükseklikte yedi köprü bulunur. Kanal, 1887-95 arasında, kuzeye gidecek savaş gemilerine kestirme bir yol sağlamak amacıyla yapıldı. Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı. 1907-14 arasında genişletilerek büyük savaş gemilerinin geçişine elverişli hale getirildi. O dönemde adı Kaiser-Wilhelm olan kanal, I. Dünya Savaşı öncesinde Alman hükümetine aitti. 28 Haziran 1919'da imzalanan Versailles Antlaşması ile uluslararası statü kazandı, ama yönetimi Almanlarda kaldı. Kanal trafiği, yalnızca genel polis, ulaşım, sağlık ve gümrük kurallarına uygun biçimde işleyecekti. Adolf Hitler 1936'da bu hükümleri tanımadığını ilan etti. II. Dünya Savaşı'ndan sonra kanal Schleswig-Holstein eyaletinde {Land) kaldı ve seyrüsefer özgürlüğü tanıyan Versailles Antlaşması koşulları yeniden uygulamaya kondu. PANAMA KANALI: Panama Kanalı, Orta Amerika'nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'unu birbirine bağlayan su yolu.

Kaynak:necipkoni.tr.gg/-PANAMA-KANALI--k1-Orta-Ameri...
Kanalın yapımı,tarihin en büyük ve en zor mühendislik projelerinden bir olmuştur. Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir.

Kaynak:ateius.blogspot.com/2008/07/panama-kanal-pana...
Panama'da bir kanal inşa etme fikri 1500'lü yıllara kadar giderse de, ilk ciddi çalışmalar, Fransızların öncülüğünde 1880'de başlamış fakat bir sonuç vermemiştir. İnşaat ABD tarafından tamamlanmış ve kanal 1914'te hizmete açılmıştır. 77 kilometre uzunluğundaki kanalın yapımı sırasında, sıtma ve sarı humma gibi hastalıklardan büyük toprak kaymalarına kadar her türlü güçlükle karşılaşılmış ve yaklaşık 27.500 kanal çalışanı bu süreçte can vermiştir.
Bugün New York'tan San Francisco'ya giden bir geminin, Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır.Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir. SÜVEYŞ KANALI: Süveyş Kanalı (Arapça: قناة السويس, Okunuşu: Qanā al-Suways). Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay suyoludur. Sina Yarımadası'nın batısındadır. 163 kilometre uzunluğunda ve en dar yerinde 300 metregenişliğindedir. Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar.  Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif
Dünya'nın önemli kanallarından birisi arasında yer alır.Eski gemiciler ticarette çok uzun yol ve mesafe kat ettikleri için böyle bir kanal yapma gereksiniminde bulunmuşlardır.Süveyş Kanalı'nın açılmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun da büyük önemi vardır.Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km uzunluğunda yapay suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişmektedir. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km lik bir yan geçit açılmıştır.

Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif
Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır.Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.
|
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
| BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ | Bermuda Şeytan Üçgeni bulunduğu bölgede başlı başına bir muamma olgusu olmuştur. O bölgede şimdiye kadar sayısını kimsenin bilmediği kadar fazla kayıp vakası yaşanmıştır ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmamıştır. Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından "doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı" olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis'in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta'nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb'un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi .
Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve "hidrat" denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde hâline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu "tebeşir gazlar" erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır . O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.
Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Böylece uçak da , hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer. |
|
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) |
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
LİSE 4. SINIF SAYFA 41 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI Çeşitli ülkeler ait nüfus ve kentleşme oranlarının gösterildiği tablodan ve ön bilgilerinizden yararlanarak aşağıdaki soruları cevaplayınız… ÜLKELER | Toplam Nüfus (Milyon) | Yıllık Nüfus Artış Hızı(%) | Tahmini Artış Oranı (%) | 1980 | 1998 | 2006 | 2015 Tahmini | 1980-1998 | 1998-2006 | 2015 | İtalya | 56,4 | 57,6 | 58,1 | | 0,1 | -0,3 | | ABD | 227,2 | 270,3 | 298,4 | | 1,0 | 0,7 | | Portekiz | 9,8 | 10,0 | 10,6 | | 0,1 | -0,1 | | Arjantin | 28,1 | 36,1 | 39,9 | | 1,4 | 1,0 | | Meksika | 67,6 | 95,8 | 107,4 | | 1,9 | 1,4 | | Türkiye | 44,5 | 63,5 | 70,4 | | 2,0 | 1,2 | | Dünya | 4.430,2 | 5.896,6 | 6.525,5 | | 1,6 | 1,1 | |
SORU-1-Ülkelerin nüfus artış oranlarını karşılaştırınız. Genel olarak tabloda baktığımız ülkelerde nüfus artış oranları azalmaktadır.Ancak nüfus artışı devam etmektedir.Nüfus yine artmış ancak artış oranında azalmalar olmuştur.İtalya ABD ve Portekiz gelişmiş ülke özelliği gösterdiği için bu ülkelerdeki artış oranı daha düşüktür.Çünkü bu ülkeler gelişmiş ülke özelliği gösterdiğinden doğum oranları iyice azalmıştır.Yine bu ülkelerde eğitim seviyesinin yüksek olması kadının iş hayatındaki rolünün fazla olması doğum oranlarını etkilemiş ve azaltmıştır.Gelişmekte olan ülkeler Meksika,Türkiye ve Arjantin’de ise artış oranı biraz daha yüksektir.Bu ülkeler gelişmişlik yapılarını tam olarak oturtamadığı için eğitim seviyesi ve kadının iş hayatındaki yeri istenilen düzeyde olmadığı için doğum oranları daha yüksektir buda artış hızını tetikler. Artış hızının azalması çalışan üreten nüfusun azalmasına ,nüfusun yaşlanmasına ve ilerde iş gücü açığına yol açacak iş gücü değerli hale gelecek bu ülkeler dışardan göç alacak.Artış hızının fazla olduğu ülkeler ise nüfus olarak daha dinamik bir yapı kazanacak gelişmeye biraz daha müsayit bir yapı kazanacaktır.Bu gelişmişlikle bu ülkeler gelişmiş ülke özelliği kazanmaya yönelik değişimler gösterecektir. SORU-2-1980-1998 yılları arasında nüfus artış hızının en fazla ve en az olduğu ülkeler hangileridir .Nedenlerini söyleyiniz. En fazla olduğu ülkeler için Türkiye ve Meksika sebebi doğum oranlarının yüksek olması sağlık hizmetlerinin gelişmesine yönelik çocuk ölümlerinin azalması,yaşam süresinin uzaması gösterilebilir. En az olduğu ülkeler için Portekiz ve İtalya nedeni mevcut yaşam standartlarından dolayı eğitim oranının yüksek olması doğum oranlarının az olması gösterilebilir. SORU-3-Gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı azalmaya devam edecek hatta nüfus azalacak nüfus dinamik özelliğini yavaş yavaş kaybedecek ileride ciddi iş gücü problemleri ortaya çıkacak. Gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışı devam edecek ancak artış hızı eskisi kadar yüksek olmayacak gelişme seviyesi yakalandıkça gelişmiş ülke yapısı kazanacak. Genel olarak dünya nüfusu için üreten nüfusun azalmasına nüfusun yaşlanmasına sebeb olacaktır.
LİSE 4 SINIF SAYFA 42-43-44 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI Kitabınızdaki metni analiz ederek aşağıdaki soruları cevaplayınız? 
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
Km’ Düşen Kişi Sayısı | Ülkeler ve Bölgeler | Yıllar | 1800 | 1870 | 1900 | Ruhr Böl. | 68 | 202 | 538 | Almanya | 46 | 76 | 104 | İngiltere | 54 | 114 | 161 | Fransa | 51 | 65 | 70 | Belçika | 106 | 164 | 219 | ABD | 6 | 7 | 10 |
Aşağıdaki bilgileri ön bilgilerinizden ,kitabınızdaki metinden ve tablodan yararlanarak cevaplayınız… SORU-1-19.yüzyılda Ruhr Bölgesi’nde yoğun bir göç dalgası yaşanmasının nedenleri nelerdir. Bölgede yer alan zengin kömür yatakları sanayi devrimiyle beraber kömürün öneminin artması ağır sanayinin hammaddesi durumuna gelmesi bölgenin gelişmesine ve işgücüne duyulan ihtiyacın artmasına sebeb olmuş buda bölgeye göçü tetiklemiştir. SORU-2-Bu soruyu eski bilgilerinizden göç alan yerde meydana gelen olumlu ve olumsuz özelliklerden faydalanarak yapabilirsiniz.Bir zamanlar fabrika bacaları,vinç kuleleri ve yüksek fırınları ile dikkat çekersen mevcut gelişmelerle geleceği parlak sanayi dallarının bulunduğu bir merkez haline gelmiştir.Bu gelişmeye ilaveten göç dalgası kentleşme şehirleşmenin artması mevcut imkanların düzelmesi yaşam standartlarının yükselmesi ve bunların olumlu yansımaları kültürel değişimi tetiklemiş eğitim sağlık altyapı hizmetlerine yönelik yatırımların artmasına yol açmıştır .Eğitim seviyesi yükselmiş ekonomik çeşitlilik artmıştır. Olumsuz etkiler için Bölgede yoğun göç dalgasını kaldırabilecek hızlı kalkınma paketinin uygulanamaması sonucu işsizlik artmış alt yapı sağlık eğitim sistemlerinde aksamalar görülmüş mevcut şehirleşme sanayi tesislerinin şehirler içerisinde kalmasına yol açmış,orman arazileri verimli alanlar yerleşmeye açılmak zorunda kalmış sanayi tesislerinin atıkları çevre sorunlarını tetiklemiş şeklinde sonuçlar doğurmuştur.. SORU-3-Önemli maden kömürü bölgesi olması sanayi devrimi ile birlikte bölgenin yoğun gelişme göstermesi parlak sanayi kollarının burada yoğunluk kazanması,üzerinde taşıma yapılan Ren nehrinin buradan geçmesi göç dalgasını tetiklemiştir. SORU-4-Ekonomik faaliyetler çeşitlenmiş,yaşam standartları yükselmiş,Eğitim seviyesinin artması doğum oranlarının azalması,tarımsal faaliyetlerin yerini ağırlıklı olarak sanayi faaliyetlerine bırakması, iş olanaklarının artması gelir düzeyini desteklemesi,kültürel sanatsal sportif faaliyetlerin artması göçe bağlı olarak kültür alışverişi ve kültürel zenginlik pozitif anlamda değişiklikle rolarak karşımıza çıkar.Ancak kültürel uyumsuzluk paranın verdiği rahatlık duygusu nüfus artışı şuç oranlarının artmasını sağlamıştır. SORU-5-Bu soru için yaşadığınız bölgeye göre yorumlayabilirsiniz.Bögenizdeki artışlarda sebeb ulaşım noktası,ticaret,sanayileşme,turizm ,kültür şehri olma gibi özellikler ön plana çıkabilir bu noktalar dikkate alarak yazabilirsiniz… LİSE 4.SINIF SAYFA 40 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI SORU-1-Sanayileşme hareketleri ülkemizde ne gibi değişikliklere neden olmuştur? Ülkemizde sanayileşme faaliyetleri ile birlikte bölgeler arası farklılıklar ortaya çıkmaya başlamış bu farklılık bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları ortaya çıkarmıştır.Bunun la beraber nüfusun belirli merkezlerde toplanması yine yatırımların ve gelişmişliğin sanayileşmiş bölgelere kaymasına sebeb olmuştur.Beraberinde olumlu etkilerin yanında çevre kirliliği yoğun göç,gecekondulaşma gibi olumsuz etkiler doğurmuştur. SORU-2-Kentleşme ve kentlileşme kavramlarından ne anlıyorsunuz. Kentleşme :Bir bölgenin kendi içindeki kazanımlarından dolayı diğer bölgelere oranla tercih edilmesi ve bunun o bölgede meydana getirdiği gelişmişlik hizmetleri olarak yorumlanabilir. Kentlileşme:Kentleşen bölgede yaşayan insanların sosyal ve ekonomik yaşantılarında meydana gelen değişimlerdir.Giyim tarzından yaşam koşullarına kadar ,eğitim sağlık,sosyal anlamda gelişmişliğe ayak uydurmasıdır. SORU-3-Yoğun göç hareketlerinin nedenleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Geçmişten günümüze göçün sebebleri bir bölgede uygun yaşam koşullarının bulunması,iş imkanları,sanayileşme,ulaşım olanakları,tarım,su kaynakları ,yer altı zenginliklerinin fazla olması,turizm gibi sebeblere dayandırılabilir. Şehirleşme tarihsel gelişim açısından çağlara göre değişik özelliler sergilemiştir.Ön bilgilerinizden yararlanarak tablodaki boşlukları doldurunuz. DÖNEM | Şehirleşmenin gelişimi | Şehirleşmede etkili olan faktörler | Orta Çağ | Orta çağda özellikle dini yönden şehirleşme ön plan çıkıyor.Yine bu dönemde verimli tarım arazileri üzerinde yer alan ve ulaşım bakımından elverişli alanlarda şehirleşme ön plan çıkıyor.Liman özelliği gösteren ticaretin geliştiği merkezler,Siyasi ve askeri merkezler ve dini mabetlerin bulunduğu alanlar gelişme göstermiştir. | Ticaret,ulaşım,dini merkezler,Liman özelliği,Verimli araziler | Günümüz | Günümüz şehirlerinde sanayi faaliyetleri,ulaşımın elverişli olduğu alanlar,Pazar özelliği gösteren nüfusun kalabalık olduğu bölgeler,turizm,eğitim ve kültürel özellikleri olan merkezler de kurulmuştur. | Sanayi,ticaret,ulaşım,turizm,eğitim ve kültürel faaliyetlerin gelişmiş olması |
|
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
COGRAFYA SORULARI 4
LİSE 4. SINIF SAYFA 24 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI İLK KÜLTÜR MERKEZLERİ Giriş çalışmaları: Medeniyetler MEDENİYET: Toplum kültürü medeniyeti oluşturuyor. Medeniyet sözcüğü "Bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümü" şeklinde tanımlanıyor. Günlük dildeyse medeni insan çağına uygun yaşayan insan anlamında kullanılıyor. ESKİ MEDENİYETLER: MISIR,ÇİN,YUNAN,ROMA,AZTEKLER MAYA medeniyetleri örnek verilebilir.Yada tarih bilgilerinizden aklınıza gelenleri yazabilirsiniz. MEDENİYETE GEÇİŞ: İklim şartları,farklı toplumlar,bulundukları bölgenin ekonomik özellikleri,bölgenin coğrafi şartları etkili olmuştur. ETKİNLİK: 1-İlk medeniyetler daha çok orta enlemlerde kurulmuştur. 2-İklim şartlarının elverişli olması,su kaynaklarının varlığı bölgede tarım yapılabilecek noktalar,deniz ticaretine açık bölgeler olması sayılabilir. 3-
 1 2 3 4
1- Akdeniz uygarlığı, 2- Mezopotamya uygarlığı, 3- Maya Aztek uygarlığı, 4- Hint uygarlığı
LİSE 4. SINIFLAR SAYFA 28 BULMACA VE ETKİNLİK ÇALIŞMASI 1-Yazı 2-Dicle 3-Mezopotamya 4-Annano 5-Kireç taşı 6-Saban 7-İnka 8-Aztek 9-Ateş 10-Fırat ETKİNLİK ÇALIŞMASI: MISIR
 kaynak:http://www.onlinearabic.net/images/misir5.jpg
Coğrafi Konum:Afrika’nın kuzeydoğu ucunda Afrika kıtası ile Asya kıtasının kesişim noktasında yer alır. Oluşumunda etkili olan akarsular:Nil nehri Etkileri :Ülkenin can damarıdır.Nüfus ve ekonomik faaliyetlerin yoğun olarak görüldüğü noktaları oluşturur.Ülkenin en önemli su kaynağıdır. MEZOPOTAMYA:
 kaynak:http://sosyalbilgiler.tripod.com/tarih1/mezomap.JPG
Oluşumunda etkili olan akarsular: Fırat ve Dicle Etkileri:Bölgenin en önemli tarım havzasını sulayan iki ırmaktır.Bölgede ekonomik faaliyetlerin ve nüfusun yoğunlaştığı noktaları oluşturur. Medeniyet adına yaptıkları katkılar:Yazının kullanılması.İlk kültür merkezlerinin ortaya çıkması önemli mimari eserler,Tarıma uygun olmayan alanların düzenlenmesi, HİNT MEDENİYETİ:

Coğrafi Konum:Asya Kıtasının güney ucu.Hint okyanusunun kuzeyinde Ganj ve indus Nehirlerinin bulunduğu alan. Medeniyet adına yaptıkları:Fazla güçlü değiller.Kendi içlerinde kast sistemi mevcut.Çeşitli dini oluşumlar var Budizm ,Brahmanizm gibi.
LİSE 4. SINIF SAYFA 30 ÖLÇME DEĞERLENDİRME PANO ÇALIŞMASI [Bu yazıyı izle] LİSE 4. SINIF COĞRAFYA SAYFA 30 ÖLÇME DEĞERLENDİRME SORULARI 1.BÖLÜM
SORU-1-Aşağıdaki tabloda Mezopotamya uygarlığına ait bazı özellikler verilmiştir.Diğer uygarlıklara ait özellikleri ön bilgilerinizden faydalanarak kutucuklara yazınız?
Uygarlıklar | Mısır | İndus | akdeniz | çin | maya | İklim | | | | | | Jeolojik özellik | | | | | | Su kaynakları | | | | | | Flora ve fauna | | | | | | Çevresindeki toplumların etkisi | | | | | | Ulaşım olanakları | | | | | |
Yukarıdaki pano ile ilgili açıklamalara ulaşmak için linke TIKLAYINIZ...
SORU-2-İlk uygarlıklardaki kentlerin özellikleri nelerdir.? Verimli toprakların bulunduğu akarsu boylarınca gelişme göstermiş ticaretin geliştiği merkezlerdir.Tarımsal faaliyetlere yönelik dranej çalışmaları sulama kanalları mevcuttur.Bu çalışmalar köylerin gelişmesine kent haline dönüşmesini sağlamıştır. SORU-3-Neolitik sonrası ilk medeniyetler nerelerde kurulmuştur? Mezopotamya,mısır,İndus(Hindistan) Akdeniz çevresi,Sarı ırmak Gök ırmak(Çin) dolaylarında kurulmuştur. Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
AZTEK UYGARLIĞI: 15. yüzyıl ile 16. yüzyıl başlarında, bugünkü Meksika’nın orta ve güney kesimlerinde büyük bir imparatorluk kurmuş halk. Nabuva dili konuşan Azteklerin adı, atalarının bir olasılıkla Kuzey Meksika’da bulunan anayurdu için kullanılan Aztan’dan (Beyaz Ülke) gelir. Azteklerin kökeni kesin olarak bilinmemektedir. Ama bazı gelenekleri, 12. yüzyılda Orta Amerika’ya gelene değin, daha kuzeydeki Meksika Platosunda avcılık ve toplayıcılıkla geçinen bir kabile oldukları izlenimini verir. Azteklerin güneye göçünün, Toltek uygarlığının çöküşünü izleyen ve belki de bu çöküşü hızlandıran genel bir göç hareketinin parçası olduğu sanılır. Büyük bir devlet ve sonunda bir imparatorluk kurabilmelerinin temelinde, kullanılabilir tüm toprakların entansif biçimde ekildiği, gelişkin bir sulama ve bataklık kurutma sistemine dayalı olağanüstü tarım düzenleri yatar. Bu yöntemlerle sağlanan yüksek verimlilik, zengin ve kalabalık bir ülkenin doğmasını sağlamıştır.

Haritanın büyük hali için tıklayınız:
Aztek devleti, askerlerin egemenliğindeki bir despotluktu. Kastlara ve sınıflara bölünmüş ama dikey akışkanlığını da koruyan Aztek toplumunda yükselmenin en güvenli yolu savaşta kahramanlık göstermekti. Devlet işlerini rahipler ve bürokratlar yürütürdü. Toplumun alt katmanlarında, serfler, sözleşmeli hizmetkarlar ve köleler yer alırdı. Aztek dini, birçok Orta Amerika kültüründen değişik unsurları özümsemiş, çeşitli inanç sistemlerinden karşıt öğeleri bir araya getirmişti MAYA UYGARLIĞI: Maya uygarlığı Amerika kıtasındaki Kolomb-öncesi uygarlıklardan biridir. Bir Orta Amerika uygarlığı olan Maya uygarlığı, binlerce yıl boyunca Meksika'nın güneydoğusundan, Honduras, El Salvador veGuatemala'ya kadar uzanan bir bölgede hüküm sürmüştür. Eski Mayalar”ın (Mayalar'ın bugünkü torunlarına kıyasla kullanılan deyim) astronomi,matematik, mimari ve sanat gibi birçok alanda ileri bir uygarlık düzeyinde oldukları görülmektedir. Maya uygarlığının en ilgi çekici anıtları dinsel merkezlerdeki piramitlerdir.  Bu bölüm için kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Maya_mitolojisi
Tarım Mayalar’ın temel etkinliğini oluşturduğundan, İspanyol işgali öncesine kadar çeşitli tarım teknikleri geliştirmişlerdir. Bunun yanı sıra avcılık ve balıkçılık da ihmal edilmemiştir. Tropikal orman da onlar için önemli bir besin kaynağıydı. İklim değişiklikleri, toprak ve bitki örtüsü, kuşkusuz doğal kaynakların kullanımının ve hangi tarım sisteminin uygulanacağının belirlenmesinde belirleyici etkendi. Teknikler, kullanılabilir toprağın nicelik ve niteliğine, kültür tipine ve sosyoekonomik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmıştı.Maya coğrafi bölgesinde üretim büyük olduğundan, ticaret vazgeçilmez bir etkinlikti. Konu ile ilgili görsel bilgi kazanmak isteyen arkadaşlar bu belgeselleri kaçırmasınlar hatta okullarında öğretmenlerine bile gösterebilirler… http://rapidshare.com/files/10600577..._Che.part1. rar http://rapidshare.com/files/10601978..._Che.part2. rar http://rapidshare.com/files/10602735..._Che.part3. rar http://rapidshare.com/files/10601267..._Che.part4. rar http://rapidshare.com/files/10603563..._Che.part5. rar ÇİN UYGARLIKLARI:

1. Feodal beylikler halinde yönetilmiştir. Çin birbiri ardına göreve gelen hanedanlar tarafından yönetilmiştir. 2. Çin’de halk asiller ve köylüler olarak ikiye ayrılmıştır. Köylüler özgür değillerdi ve asiller için çalışıyorlardı. 3. Çin’de Lao-Çe ve Konfiçyüs adlı filozofların dini ilkeleri yayılmış, sonraki dönemlerde Çinliler Budizm’i benimsemişlerdir. 4. Çinliler kendilerine özgü bir yazı kullanmışlar, barut, pusula, kağıt, matbaa ve mürekkebi icat ederek dünya medeniyetinin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. 5. İpek böceğinden ipek elde ederek Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nun kurulmasını ve ticaretin yaygınlaşmasını sağlamışlardır. 6. Sarı ve Gökırmak çevresinde kuruldu. 7. Çevredeki; Türk, Moğol, Tunguz, Tibet kavimlerinin etkisinde kaldılar. 
9. Konfiçyus ahlak ve siyasetle ilgili felsefe sistemini geliştirdi. Çin birliğini savunduğundan zamanla Çin'in milli dini haline geldi.
10. Lao Tse taoculuk felsefesini kurdu. 11. Buda dinin etkisiyle zamanla büyücülük ve sihirbazlığa dönüştü. 12. Porselen yapımı, ipekli dokumacılıkta ileri gittiler. 13. Çin uygarlığı teknik buluşlarıyla tanınan bir uygarlıktır. Kağıdı bularak dünya kültür tarihine önemli bir hizmet gerçekleştirdiler. 14. Askeri teşkilatlanmalarda Hunlardan örnek aldılar. Hun saldırılarına karşı Çin Seddin'i yaptılar. HİNT UYGARLIĞI: Hindistan'ın en eski geçmişinde Avrupa'dan göç ettiği söylenen Arilerin izleri görülür.
 Haritanın büyük hali için tıklayınız. Verimli topraklara sahip olması tarih boyunca istilalara uğramasına neden olmuştur. Değişik kavimlerin gelip yerleşmesi de etnik yapının zenginleşmesinin önemli bir nedenidir . 1. Kast Sistemi;
2. Ari'ler tarafından kurulmuştur. Koyu bir sınıf ayrımını içeren Kast Sistemi, Hindistan'ın günümüze kadar sağlam bir birlik kuramamasına yol açmıştır. Farklı milletlerin istilasına uğraması ve "Kast Örgütü" nedeniyle Hintliler bir millet olma şuuruna erişmemişlerdir. 3. Kast Sistemi halkın mesleklerine göre sınıflanması ve kesinlikle bir sınıftan diğer sınıfa geçilmemesi şeklinde belirlenmiştir. Buna göre; 4. Brahmanlar: Din adamları ,Kşatriyalar: Asiller ve askerler ,Vaysiyalar: Sanatkarlar ve tüccarlar ,Südralar; Kôylüler ve işçiler Ayrıca Kastın dışında kalan "Paryalar,(köleler)” vardı. Paryalar ise bu sistem de tamamiyle sahipsiz insan gruplarıdır. 5. Hindistan'ın en eski dini Veda Dini veya Brahmanizm'dir. Bu dinden ve Brahmanların üstünlüğünden dolayı, Buda Dini Hindistan'da doğmuş olmasına rağmen ilk kez Çin'de yayılmıştır. 6. Hindistan'da Veda, Brahmanizm ve Buda dinleri görülür Buda dini Hindistan'da ortaya çıkmasına rağmen, Brahman rahiplerinin karşı çıkması nedeniyle Çin ve Japonya'da yayılmıştır. 7. Ülkenin tarihini coğrafi şartları etkilemiştir. 8. Elverişli iklimi ve verimli topraklarından dolayı pek çok kavimin istilasına uğramıştır. 
10. Bu kavimler egemenliklerini devam ettirmek için "Kast sistemini" oluşturdular. (Brahmanlar, Kşatriyalar, Vaysiyalar, Südralar, Paryalar
11. Toplumsal yapıdaki bu farklılıklar Hindistan'da güçlü bir millet ve devlet yapısını önlemiştir. 12. Devletin başında Raca denilen yöneticiler bulunurdu. 13. En eski dinleri "veda" dinidir. MISIR UYGARLIĞI:
 Haritanın büyük hali için tıklayınız.
1. Deniz ve çöllerle Mezopotamya uygarlık alanından ayrılması, yani coğrafi konumu, dışarıdan etkilenmeden özgün bir uygarlığın doğmasına neden olmuştur. Bu konum istilaların da az olmasına yol açmıştır. Nil Havzası
2. Kuzey Afrika’da Nil nehri havzasında kurulmuş ve Nil Nehri'nin akışına göre Aşağı ve Yukarı olmak üzere 2 coğrafi bölüme ayrılmıştır. Etrafı çöllerle çevrili olduğu için istilaya fazla uğramamış, diğer uygarlıklardan etkilenmemiştir. 3. Mısır uygarlığı sadece Mısırlılara aittir. 4. Başlangıçta şehir devletleri şeklinde yönetilen Mısır, Firavun adı verilen kralların önderliğin de merkezi yönetime sahip olmuş, ülke Nom denilen illere ayrılmıştı, Her ilin başında merkezden gönderilen valiler bulunurdu. 5. Piramit: Firavun mezarları ,Labirent: Halk mezarları günümüze kadar ilgi çekiciliğini devam ettirmiştir. 6. Ölümden sonra hayata inanırlar cesetleri mumyalarlar. 7. Resim yazısı olan Hiyeroglifi kullandılar ve bir çeşit kağıt olan Papirüsübulmuşlardır. 8. Güneş yılına dayalı ilk takvimi icat etmişlerdir. Nil nehri ve tarımsal faaliyetler mevsimlerin adlandırılmasında etkili olmuştur. Mısır takvimi Miladi takvimin temelini oluşturur. 9. Tıp, eczacılık, geometri ve astronomide ilerlemişlerdir . 10. Persler tarafından yıkılmıştır. 11. Bilinen tarih Nom denilen şehir devletleriyle başlar. Firavunların yetkilerinin sınırsız olması (çünkü tanrı-kral sayılıyordu) mutlak bir idareye yol açmıştır. Ahret inancının olması tıp biliminin ve mumyacılık sa natının gelişmesine yol açmıştır. Ayrıca kral mezarları da (piramitler) ahret inancıyla ilgilidir. 12. Güneş yılı takvimini kullanmışlardır. 13. Dünyada bilinen ilk yazılı antlaşmayı Hititlerle imzalamışlardır (Kadeş Barışı). 14. En parlak dönemleri eski ve orta krallık dönemleridir. 15. Ülkeyi yöneten Firavunlar tanrı kral olarak merkeziyetçi monarşik bir yönetim kurdular. 16. Ülke nom denilen illere ayrıldı. 17. Ekonomi, tarım ve hayvancılığa dayanır. 18. En önemli tanrıları AmonRa dır. 19. Ölümden sonraki yaşantıya inandıklarından (ahiret) mumyacılık ve tıpta ilerlediler. 20. Firavun mezarlarına piramit, halk mezarlarına labirent denir. 21. En önemli tapınakları Luksor ve Karnak'tır. Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
Soru-1-Sera etkisi nedir.Açıklayınız. Atmosferdeki gazların gelen güneş ışınımına karşı geçirgen, buna karşılık geri salınan uzun dalgalı yer ışınımına karşı çok daha az geçirgen olması nedeniyle Yerküre’nin beklenenden daha fazla ısınmasını sağlayan ve ısı dengesini düzenleyen bu doğal süreç sera etkisi olarak adlandırılmaktadır.Dünyamızı ıs tmak için gelen ışınların yüzeye çarptıktan sonra tekrar uzaya yansımasını engelleyen ve bu engelleme sonucu sıcaklıkların artmasına sera etkisi deriz.Sere etkisi oluşturan gazlar su buharı olmak üzere karbondioksit, metan, diazot monoksit, ozon ve aerosollerdir.
Soru-2-Sumatra ‘nın Tuba Dağı’nda 73 bin yıl önce meydana gelen volkanizmanın sonuçları nelerdir. Buz kayıtları, Sumatra'daki Toba yanardağının 74 000 yıl önceki patlamasının 3-5°C'lik bir küresel soğumaya yol açtığını gösteriyor. Sıradan yanardağ etkinliklerinin bile iklim üzerinde etkileri olabiliyor. Endonezya'daki Toba yanardağı 1815'te patladığında birkaç yıl boyunca Dünya'da yüzey sıcaklığı bir derece kadar düşmüştü.Günümüzden yaklaşık 74,000 yıl önce Toba yanardağının patlaması ve tüm bölgeye kül yayması sonucu alttaki resimde kırmızı ile gösterdiğim bölgede insan nesli hemen hemen tükenmiştir. Geriye kalan az sayıda insanın yeniden çoğalıp bölgeye yayılması binlerce yıl sürmüştür.Haritada sarı renkte gösterdiğim bölgede yeniden yaşamın gelişmesi için binlerce yıl gerekmiştirO patlama 1000 kilometreküp kül ve taş parçasının atmosfere yayılmasına yol açmış, Güneş ışınlarının bloke olması sonucu Dünya buzul çağına dönmüştü. Süper volkan 50 ya da 1000 yıl içinde patlayabilir. Patladığı zaman da Dünya buzul çağına döner."Sonuç olarak dünya iklimi ile ilgili çok ciddi değişiklikler meydana gelebilir.Sıcaklıkların düşmesi gibi.Kitabınızda sayfa 7 de konu ile ilgili bilgile rverilmiştir. SORU-3-Fosil yakıt kullanımındaki artış doğal sistemleri nasıl etkilemektedir. Kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların çevre kirlenmesindeki etkisi çok fazladır. Termik santrallerde soğutucu, buhar elde etme ve temizleme gibi amaçlarla kullanılan sular sıcaklık dereceleri yükselmiş olarak torağa, yeraltı sularına, akarsulara ve denizlere boşaltılmaktadır. Suyun sıcaklığı yüksek olduğu için sularda yaşayan canlıları olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca akarsular ağır metallerle kirlenmektedir. Linyit kullanılan termik santrallerde kömürün yanmasıyla bol miktarda kül oluşur. Bu küllerin içinde bulunan gazların bir kısmı havada kalarak asit yağmurlarına sebep olurlar. Yere ulaşan küller ise toprak yüzeyini ve bitkilerin üzerlerini kaplarlar. Toprak yüzeyine yığılan küller yağışlarla yeraltına sızarak toprağın kalitesini belirleyici özelliklerinde bozulmalar meydana getirirler.Petrol taşınması, işlenmesi, aranması ve kullanılması sırasında çevreyi kirletmektedir. Petrol yakıt olarak kullanılırken de havayı kirletmektedir.Kaza yapan petrol tankerlerinin denizlerin kirlenmesindeki payı oldukça fazladır. Denize dökülen petrol, denizi doğrudan kirletirken denizlerde yaşayan canlılarda da hasara sebep olmaktadır. SORU-4-Küresel ısınmaya yol açan karbon gazlarının atmosferdeki artışını azaltmak için neler yapmalıyız. Endüstri devriminden bu yana fabrikalar, motorlu araçlar ve enerji santrallerini çalıştırmak için ya da ısıtma ve aydınlatma gibi benzer amaçlarla kullanılan kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan atmosfere yayılan karbon gazları, "sera etkili" gazlar olarak tanımlanıyor.Bu enerji kaynaklarının kullanımının mümkün olduğunca azaltılması,daha doğa dostu enerji kaynaklarının tercih edilmesi,konu ile ilgili dünya çapında çeşitli antlaşmalar yapılarak karbon gazı içeren yakıtların kullanımı sınırlandırılmaya çalışılıyor.KYOTO tüm dünya ülkelerinin kabul etmesi gereken çevre dostu bir sözleşmedir.Yine konu ile ilgili karbondioksit vergisi gibi projeler gündemde .Hidro ,rüzgar,güneş enerjisi gibi daha doğal etkileri olan kaynakların tercih edilmesi insanların konu ile ilgili bilgilendirilmesi daha iyi bir tüketim sağlayacaktır. SORU-5-Alp dağları uzantısı kuzey güney yönlü olsaydı bu durum Avrupa ulaşımını nasıl etkilerdi. Şuan anki Avrupa ulaşım özellikleri sayfa 12 de açıklanmış.Avrupalıların bu dağları aşmak için neler yaptıkları viyadükler tüneller üzerinde mümkün olduğunca bu dağarlın etkisini aza indirmeye çalışmışlar.Bu dağlar arasındaki küçük oluklar önemli geçiş yerleri olmuş.Uzantısı Kuzey güney şeklinde olsaydı ulaşım ağı özellikle bu geçiş noktaları doğu batı doğrultusunda yapılmak zorunda kalıcak kuzey güney yönünde dağlar arasında kalan oluklardan vadilerden ulaşım sağlanacaktı. SORU-6-Önceki dönemlerde uzun sürede meydana gelen iklim değişikliklerinin günümüzde çok daha kıs sürede meydana gelmesinin sebeblerini yazınız… Eski jeolojik dönemlerde günümüz koşullarında olduğu tarzda doğal dengeye insan etkisi yoktu.Olaylar daha bir doğal süreç içerisinde gerçekleşiyordu.Ancak günümüzde gelişmiş teknoloji,kalabalık nüfus,geniş yerleşme özellikleri ,insanın yaşayışını devam ettirmek için girdiği ekonomik faaliyetler doğal sistemleri daha çabuk etkiliyor. SORU-7-Küresel ısınma bitki ve havyan topluluklarını nasıl etkilemiştir. Konu ile ilgili açıklama ve örnekler kitabınızda sayfa 17 de anlatılmıştır.
SORU-8-Sellerin doğal sürece etkisini örneklerle açıklayınız. Bir nehir/dere yatağındaki mevcut su miktarının, havzaya normalden fazla yağmur yağması veya havzada mevcut kar örtüsünün erimesinden dolayı hızla artması ve yatak çevresinde yaşayan canlılara, arazilere, mala, mülke zarar vermesi olayına SEL denir. Seller meydana geliş şekli olarak ani ve yıkıcı doğa olaylarıdır.Meydana geldiği alanda insanların göç etmesine ,sel yatağındaki ekosistem ve biyo çeşitliliklerin yok olmasına sebeb olabilir.O bölgedeki canlıların yaşam koşullarına direk etki yapar.Tarımsal üretim,yerleşme alanları vb… a. Kütle Etkisi : Hızla akan su ile taşınan malzemeler çarptığı her şeyi, canlı ve cansız çevre ile kültürel çevreyi (insan, bitki, hayvan, yol, köprü, bina, fabrika, araba vb.) tamamen yada kısmen tahrip ederek yada yok ederek büyük can ve mal kaybına neden olabilir. b. Erozyon Etkisi :Yukarı havzalardan başlamak üzere, aşağı havzalara kadar, havza boyunca her yerde yeni çatlakların ve oyukların oluşması, yatak yamaçlarında çökmelere neden olduğundan, buralarda yamaç hareketleri hızlanır, büyük miktardaki toprak başka yerlere taşınır. c. Su Basması :Tarım ürünleri, taşınabilir ve taşınamayan mallar büyük zarar görür büyük can ve mal kayıpları yaşanabilir (Resim 5.3).
SORU-9-Günümüze kadar büyük volkanik patlamaları nerelerde gerçekleşmiştir. Önceki bilgilerimizden faydalanırsak dünyada önemli volkanik sahalar daha çok levhaların karşılaşma alanları,okyanus tabanları,kırık hatlar boyunca uzanmaktadır.Bu kuşak içerisine giren en önemli yerler aynı zamanda büyük volkanik patlamalarında görüldüğü sahalardır.Japonya,Endonezya ,güney doğu asya Büyük Okyanus çevresi veya pasifik ateş çemberi, * Atlas Okyanusu'nun orta kesimi ve Atlantik sırtı (Burada denizin altında yanardağlar yoğundur), * Akdeniz ve çevresinde, * bazı kıtaların orta kesimlerinde aktif yanardağlar bulunmaktadır.Büyük patlama gurubuna giren noktalar ise ABD Yellow Stone ve Toba Dağı Endonezya’dır. SORU-10-Küresel ısınmaya bağlı okyanus akıntılarında meydana gelebilecek değişmeler ve sonuçları nelerdir. Küresel ısınma sonucu buzulların erimesiyle birlikte sadece seviye yükselmeleri olmayacak sürekli rüzgarlar ve yoğunluk farkının sebeb olduğu okyanus akıntılarının karaların kıyı kesimlerinin ısınmasında,yağış almasında,soğumasında,sıcaklığın ekvatordan kutuplara taşınmasında büyük önemi vardır .Okyanus sıcaklıkları ve tuzluluk oranı değişecek bu durum okyanus taşıyıcı kuşağını yavaşlatacak buda 10 yıl gibi kısa bir sürede ciddi iklim değişikliklerine yol açacaktır.
SORU-11-Hollanda deniz seviyesinde meydana gelen değişmelere karşı korunmak için ne tür önlemler almıştır. Konu ile ilgili bilgiler sayfa 13 de Hollanda bölümünde mevcuttur.. Soru-12-Günümüzde yeeryüzüde ekstrem olayların yaşanmasında hangi faktörler etkili olmuştur. İklim (aşırı sıcaklar ve soğuklar,kasırgalar,rüzgarlar,tektonik kökenli(deprem,volkanizma,tusunami) Hidrolojik olaylar (Kuraklık,aşırı yağışlar seller) olaylar,
AŞAĞIDAKİ ÇOKTAN SEÇMELİ SORULARI CEVAPLANDIRINIZ. 1- C şıkkı Volkanik olayların artması 2- C şıkkı Güneş ışınlarının geliş açısı 3- C şıkkı Aşırı yağışlar 4- B Şıkkı Yeni madenler oluşması.Bu soru ile ilgili volkan patlaması sonucu karbondioksit açığa çıktığını araştırdım.Cevaplar içerisinde en mantıklısı B şıkkıdır. 5- A Şıkkı Meksika 6- E Şıkkı Düzeltme:Kanada 7- C Şıkkı İngiltere –Fransa 8- C Şıkkı Hollanda 9- B Şıkkı Libya 10 E Şıkkı Şiddetli yağışların görülmesi 11 B Şıkkı Tusunami 12.Bu soru biz coğrafya öğretmenlerinide tartışmaya sürükleyen bir sorudur.Çeşitli ve farklı yorumlar yapılmaktadır.Bu nedenle bu soruyu değerlendirme dışı tutuyoruz.
13 C Şıkkı Adriyatik Kıyıları Okyanusa kapalı iç deniz. AŞAĞIDAKİ CÜMLELERDE BOŞ BIRAKILAN YERLEREİ UYGUN İFADELERLE TAMAMLAYINIZ. 1-Tusunami 2-Tropikal fırtınalar(kasırga,tayfun,hortum) 3-Karbondioksit,Metan,ve Diazotmonoksit gazları 4-Azalmalar 5-Dünyada görülen küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişmeleridir. 6-Kıyı bölgelerde 7-Yağışların azalması,kuraklık 8-Kuraklık Sorular ile ilgili dikkatimizden kaçan hatalı noktalar olursa lütfen yorum yaz bölümünden bildiriniz… |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
SORU-1-BORNEO ADASININ BULUNDUĞU İKLİM KUŞAĞINDA HANGİ TÜR BİTKİ GURUPLARI GÖRÜLÜR.
 http://go.hrw.com/atlas/norm_map/indonesi.gif Ekvatoral iklim mevcut olup, her mevsim bol yağmur yağmaktadır. Yüksek sıcaklık bol yağış ve nem bölge bitki örtüsünün son derece gür ve çeşitli yapmıştır. Yüksek ağaçların altında, palmiye, sedir, maun, incir gibi orta boy çeşitli ağaçlar bulunur.
 http://80.190.202.79/pic/m/mesutakyuz/e12.jpg Bunların gövdeleri de renk renk orkideler, kaktüsler, eğrelti otları ve yosunlarla kaplıdır. Ormanın en alt tabakası olan ot katı ise, oldukça sık bir bitki örtüsü oluşturur ve büyük bir zenginlikteki böcek, bakteri ve mantar türlerine ev sahipliği yapar. Bunlar bütün yıl boyunca yeşil kalan ormanlardır. Orman altında çeşitli bitkiler yetişir.Borneo adası kayıp şehir özelliğide gösterir doğal hayat ve korunmuş tür çeşitliliği oldukça fazladır.Bilim adamları için önemli bir araştırma alanıdır.Sahip olduğu doğal bitki örtüsü çeşitliliği insanları büyüler. Borneo’da 15 bin çiçek türü, 3000 tür ağaç, 221 tür memeli hayvan, 420 çeşit de diğer hayvan türlerinden bulunuyor.
SORU-2-BORNEO ADASI’NDAKİ BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN AZALMA NEDENLERİ NELERDİR.
Borneo adasındaki tropikal yağmur ormanları, kaçak ağaç kesimi ve orman yangınları nedeniyle 5 yıl içinde yok olabilir CAKARTA - Dünya Yaban Hayatını Koruma Vakfı’nın (WWF) hazırladığı “Hazine Adası Tehlikede” adlı rapora göre, dünyanın üçüncü büyük adası Borneo’da her yıl, İsviçre’nin 3’te 1’i büyüklüğünde ya da 1.3 milyon hektar orman yok oluyor. Raporda, 44’ü sadece Borneo’da bulunan 210’dan fazla memeli hayvana ev sahipliği yapan adada, ormanın yok olmasının vahşi yaşamı olumsuz etkileyeceği, pigme fil ve uzun dönem hayatta kalması zaten şüpheli orangutan gibi ekolojik mucizelerin yaşamını tehlikeye atacağı belirtildi.
Küresel Orman Programı Başkanı Chris Elliott, “Ormanların bu ölçekte yok olmasının sonuçları, sadece hayvan türlerinin önemli kaybına değil, aynı zamanda su kaynaklarının azalmasına ve yerel topluluklar için gerekli turizm gibi ekonomik fırsatların azalmasına yol açacak” dedi.
WWF, Borneo adasında yasal söz sahibi olan Endonezya, Malezya ve Brunei’ye, “Borneo’nun Kalbi” olarak bilinen 22 milyon hektardan fazla yağmur ormanını adanın 4’te 1’ini kapsayacak biçimde koruma bölgesine dönüştürmek için yardım etmek istiyor. Ormanlarının yüzde 70’inden fazlasını kaybeden Endonezya, kaçak ağaç kesimine karşı mücadele başlatmasına rağmen, çevreciler, “yetkililerin ağaç ticaretinin arkasındaki büyük patronların yakalanmasında başarılı olamadığından” şikayet ediyor. WWP ayrıca, 2020 yılına kadar, mevcut orangutan nüfusunun doğal yaşam ortamlarının yok olması nedeniyle kalıtsal olarak yaşayabilme olasılığının çok düşük olduğunu belirtti. SORU-3-BORNEO ADASI’NIN BİTKİ ÖRTÜSÜNDE MEYDANA GELEN BU AZALMA DÜNYANIN DEĞİŞİK YERLERİNDE DE GÖRÜLMEKTEDİR .BU AZALMANIN SONUÇLARI NELER OLABİLİR. Orman tahribatını yetişkin bir insan olarak artık yorumlayabilirsiniz.Ormanlar hayatımızın bir çok kullanım alanında hayatımızın devamlılığında kullandığımız ürünlerde ,ekosistemin dengesinin korunmasında doğadaki canlıların yaşamların devam ettirebilmesinde dünyadaki oksijen dengesinde ,ekstern değerlerin engellenmesinde direk olarak hayatımızı etkiler. Dünyadaki tüm canlı türlerinin yaklaşık üçte ikisinin yaşam alanları ormanlardır.Dünyada kullanılan enerjinin yüzde 7-9'unu ormanlar karşılıyor. 2 milyardan fazla insan ısınma ve mutfak işleri için ağaçları kullanıyor.
 http://img86.imageshack.us/img86/3083/image006us1.jpg Ormanların bu ölçekte yok olmasının sonuçları, sadece hayvan türlerinin önemli kaybına değil, aynı zamanda su kaynaklarının azalmasına ve yerel topluluklar için gerekli turizm gibi ekonomik fırsatların azalmasına yol açacak” dedi. |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
GRÖNLAND’DA KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ
LİSE 4 .SINIF ETKİNLİK (SAYFA 16)
Küresel ısınma, Grönland’ın buzullarının tarihte hiç olmadığı kadar hızlı erimesine yol açıyor. Bilim insanları, Grönland’a 1.000 yıl ömür biçiyor. ST. LOUIS - Bilim insanlarının tahminlerine göre, 2005’te Grönland’dan eriyerek denize karışan su miktarı 1996’daki düzeyinin tam iki katına çıktı. Grönlad buzullarının bütünüyle erimesi halinde tüm okyanuslardaki su seviyesi7 metre yükselebilir. Grönland’dan yılda eriyen buzul miktarı İstanbul’un yıllık toplam su tüketiminin tam 300 katı. 
http://www.sesonline.net/goruntu/uzay_dunya.jpg Yüzey sıcaklıklardaki artışın buzulların hızla erimesine neden olduğu biliniyordu, ancak NASA Jet Propulsion Laboratory uzmanı Eric Rignot ve University of Kansas öğretim üyesi Pannir Kanagaratnam’ın ortak çalışması Dünya’nın kuzey ucundaki buzul erimesinin sanılandan çok daha hızlı gerçekleştiğini ortaya koyuyor.YILDA 220 KİLOMETRE KÜP BUZUL ERİYORABD’nin St.Louis kentinde bir konferansta konuşan NASA’ya bağlı Jet Propulsion Laboratory uzmanı Eric Rignot, Grönland’daki erimenin “her geçen yıl giderek daha hızlanacağını ve insanoğlunun erimenin ve sonuçlarının üstesinden gelemeyeceğini” ifade etti. Daha önce Grönland’ın eriyerek okyanusa karışacağı biliniyordu ancak bunun uzun yüzyıllar alacağı sanılıyordu, ancak son çalışma Grönland’a en fazla 1.000 yıl ömür biçiyor. 1996 yılında Grönland’da yılda 100 kilometre küp buzul erirken, bu rakam 2005’te 220 kilometre küp’e çıktı. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, bu rakam İstanbul’un yıllık toplam su tüketiminin tam 300 katına denk düşüyor (İstanbul yılda 0.73 kilometre küp su tüketiyor). Grönland buzullarındaki erimenin, küresel su seviyesindeki yükselmenin yüzde 17’sini oluşturduğu düşünülüyor. Eriyen buzullardan dolayı okyanuslar her yıl2.5 milimetre yükseliyor.Uydu kameralardan yapılan ölçümlere göre, Grönland’ın güney kısımlarında sıcaklıklar son 20 yılda yaklaşık 3 derece arttı. 
http://www.ntvmsnbc.com/news/222178.jpg Bilim insanlarının buzulların erimesiyle ilgili geliştirdikleri açıklamaya göre, sıcaklıklar önce buzul yüzeyini eritiyor. Bu erimeyle oluşan sular akarak buzulun altındaki kayalık bölüme kadar sızıyor. Erimiş kar suyu, henüz erimemiş olan diğer buzul katmanlarını da kayadan kopararak denize doğru kaydırıyor. Denize doğru akan buzullar buralarda daha sıcak bir iklimle birlikte eriyor.Bilim insanları 1996-2005 aralığında buzul erimesinin haritasını oluşturarak gelecek on yıllar için projeksiyonlarda bulunuyor.Grönland’ın buzul katmanı, 3 kilometre derinliğinde 1.7 milyon kilometre kare bir alana yayılıyor Grönland eriyor, okyanus taşıyor Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırma, Grönland'daki buz kütlesinin daha önce sanıldığından daha hızlı parçalanmaya başladığını ve denizlerin seviyesinin daha önce varsayılandan daha hızlı yükselebileceğini ortaya koydu. Uydu verilerinden faydalanılarak yapılan araştırmaya göre, küresel ısınma Grönland'dan artan hızla parçaların kopmasına neden oluyor. Buzulların kapladığı alan yaklaşık 1.7 kilometrekare yani, yaklaşık Meksika'nın yüzölçümüne eşit ve 3 kilometre kalınlığında. Bu da, buz kütlesinin yüzeyinde yaşanan erimenin deniz seviyesinin artmasında çok önemli bir etki yaratması anlamına geliyor. Son 20 yılda Grönland'da hava sıcaklığı yaklaşık 3 derece arttı. Bu gelişme ise, Atlas Okyanusu'na akan su miktarını da hızlandırmış oldu.
 http://www.milliyet.com.tr/2006/02/18/yasam/resim/yas01.gif Bilim adamlarına göre, son on yıl içinde kütledeki erime yaklaşık üçe katlandı.
Grönland'daki buz kütlesinin erimesiyle deniz seviyelerinin 7 metreyükseleceği tahmin ediliyor.Son zamanlara kadar böyle bir gelişmenin bin yıl alabileceği düşünülüyordu. Ancak araştırmacılar, son veriler ışığında bunun daha erken gerçekleşebileceği uyarısında bulunuyorlar. Deniz seviyesindeki yükselmenin yaratacağı en büyük tehlike, deniz seviyesinden yüksekliği pek fazla olmayan adaların risk altına girmesi olacak. Ancak bilim adamları, bunun yalnızca küçük adalardan ibaret olmayacağını, aralarında Londra'nın da bulunduğu bazı büyük kentlerin alçak kesimlerinin su altında kalmasının da kendilerini kaygılandıran bir ihtimal olduğunu aktarıyor KAYNAK: http://globaldisaster.blogspot.com/2006/02/grnlandn-1000-yllk-mr-kald.html ANTARKTİKA’DA KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ Küresel ısınma içten içe Antarktika'yı eritiyor. Bilim insanları, 'Beyaz Kıta'nın her yıl en iyi ihtimalle 72 kilometre küp, en kötü olasılıkla da 232 kilometre küp buz yitirdiğini vurguluyor. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse, İstanbul yılda 0.75 kilometre küp su tüketiyor. Eriyen buzlar okyanuslara karışarak küresel su seviyesinin yükselmesine neden oluyor.
 http://www.ntvmsnbc.com/news/271039.jpg Dünyadaki tüm buzul kütlesinin yüzde 90'ı, tatlı suyun da yüzde 70'i Antarktika'da bulunuyor. Dolayısıyla kıtadaki erime dünya su kaynaklarındaki binlerce yıllık dengenin bozulmasına yol açacak. ABD'li University of Colorado-Boulder uzmanları, şimdiye dek hiç denenmemiş yeni bir yöntem kullandı ve 'Beyaz Kıta' üzerindeki yerçekimini son derece hassas aletlerle ölçtü. Gözlemler NASA'nın Gravity Recovery ve Climate Experiment adlı uydularıyla yapıldı.
BUZUL ERİMESİ DENİZLERİ YÜKSELTİYOR Eriyen buzların deniz seviyesinde 0.4 milimetre'lik bir artış yaptığı düşünüldüğünde buzul erimesinin sonuçları cüzzi görülebilir. Ancak her yıl artarak ilerleyen bu durum karşısında, insanoğlunun bu gidişi geri döndürmek için herhangi bir önlem almaması işin ciddiyetini artırıyor.
 http://www.genbilim.com/images/stories/genresim/kutup-6.jpg Gelecek yıllarda daha da ısınması beklenen Dünya atmosferinin, daha çok buzulun erimesine neden olacağı, bilim insanları tarafından sık sık dile getiriliyor. Dünya denizleri yılda 1.8 mm yükseliyor. Antarktika ve Grönland'daki erimenin birkaç yüzyıl zarfında küresel su seviyesini 7 metre yükseltmesi bekleniyor. Antarktika'daki buzullar ortalama 2 kilometre kalınlığında. BUHARLAŞMA 'BEYAZ KITA'YI KURTARAMAYACAK Bilim insanları, son yıllarda Antarktika ve Grönland'dan buzul erimesini kanıtlayan bir çok araştırma yayımladı. Antarktika'da en tehlikeli erime kıtanın batısında gerçekleşiyor. Bilim insanları küresel ısınmanın bir yandan buzulları eritirken, diğer yandan da buharlaşmayı artırarak daha fazla yağmura neden olacağını öngörüyor. Artan buharlaşmanın Antarktika'da buzullaşmaya yol açacağı da yapılan tahminler arasında. Bilim insanları, ancak buzullaşmanın 'Beyaz Kıta'nın iç kısımlarında artacağını, buna karşılık kıyılarda ise ısınmayla erimenin devam edeceğini ileri sürüyor. Ancak uzmanlar bilgisayar modellemelerine göre, buzullaşma ile erime arasındaki dengenin, kıtanın aleyhinde işlediğini, buzullaşmanın erimeyi tamamlamadığını vurguluyor.
Kaynak: Science Dergisi |
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
|
|
LISE 4 ETKIMLIKLER
LİSE 4 ETKİNLİK ÇALIŞMASI (SAYFA 15) Aşağıdaki kavram haritasında küresel ısınmadan etkilenen bazı unsurlar verilmiştir.Ön bilgilerinizden yararlanarak kutucuklarda belirtilen başlıklar ile ilgili küresel ısınmanın meydana getirdiği değişimleri yazınız. Küresel ısınmanın sağlık üzerine etkisi:
 1. Termal stres 2. İklim değişikliği ve kentsel hava kirliliği 3. Gıda kaynaklı hastalıklar 4. Su kaynaklı hastalıklar 5. Kemirici kaynaklı hastalıklar 6. Böcek tipleri 7. Besin kaynakları üzerine etkileri 8. Sıcak dalgaları mevsimsel ölümleri artırabilir. 1995 te Amerika-chıcago daki sıcak dalga 514 ölüme ve 3300 acil vakaya yol açmıştır 9. Yaşlılarda solunum hastalıkları. 10. Şehir merkezlerinde sıcak hava etkisi daha hissedilir. 11. Sıcaklığın artışı ile hava kirliliğide artmaktadır. Bu da ölüm oranlarına katkıda bulunmaktadır. 12. Yapılan incelemelere göre sıcak hava dalgasında artış kalp ve solunum hastalıklarına bağlı ölümlere neden olmaktadır. Son 20 yılda astım prevelansı ABDde 4 kat artmıştır. 13. Hava kirliliğine uzun süre maruz kalma ciddi sağlık problemlerine yol açar.Hava kirliliğine yol açan gazlardan radon akciğer kanseri ile ilişkilidir. 14. Yapılan çalışmalarda küresel ısınma troposferde radon konsantrasyonunu arttırdığı bildirilmektedir. 15. Temel hava kirleticileri ozon, sülfür dioksit, karbon monoksit, nitrojen dioksit, kurşun ve partiküllerinin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. 16. İklim değişikliği orman ve çiftlik arazilerinde yangınların görülme riskini arttırmaktadır. İnce hava dumanı şeklinde oluşan hava kirliliğide sağlığı olumsuz etkilemektedir. 17. CDC 1998 yılında Florida yangınında astım, bronşit ve göğüs kanseri nedeniyle acile başvuranların sayısında önemli derecede a |
| | | | | | | | | | | | | | |